Çocuklar konuşmayı öğrenirken bazı sesleri hatalı söyleyebilir veya kelimelerdeki sesleri değiştirebilir. Bu hataların bir bölümü konuşma gelişiminin doğal bir parçasıdır ve çocuk büyüdükçe azalır. Ancak bazı çocuklarda konuşma seslerini üretme veya kullanma güçlükleri yaşına göre beklenenden daha uzun sürebilir.
Aileler bu durumu sıklıkla “Bazı harfleri söyleyemiyor”, “Bazı kelimeleri farklı söylüyor” veya “Biz anlıyoruz ama başkaları konuşmasını anlamıyor” şeklinde ifade eder. Günlük dilde “harfleri söyleyememe” olarak ifade edilse de burada söz konusu olan yazılı harfler değil, konuşma sesleridir. Konuşma sesi güçlükleri her çocukta aynı biçimde görülmez. Bazı çocuklarda yalnızca bir veya birkaç ses etkilenirken bazı çocuklarda çok sayıda sesi veya ses grubunu etkileyen daha sistematik farklılıklar görülebilir.
Artikülasyon ve Fonolojik Bozukluk Arasındaki Fark Nedir?
Artikülasyon, konuşma seslerinin üretilmesiyle ilgilidir. Artikülasyon güçlüğünde çocuk belirli bir konuşma sesini doğru biçimde üretmekte zorlanabilir. Ses başka bir sesle değiştirilebilir, farklı biçimde üretilebilir veya bazı durumlarda söylenmeyebilir.
Fonolojik güçlüklerde ise hata tek bir sesle sınırlı olmayabilir. Çocuk, konuşma seslerini belirli örüntüler içinde değiştirebilir veya kelimelerin ses yapısını sistematik biçimde sadeleştirebilir.
Örneğin bir çocuğun yalnızca /s/ sesini hatalı üretmesi ile birçok kelimede belirli bir ses grubunu başka seslerle değiştirmesi aynı tür konuşma sesi güçlüğünü göstermeyebilir. Bu nedenle yalnızca hangi seslerin yanlış söylendiğine değil, hataların nasıl bir örüntü oluşturduğuna da bakılır.
Artikülasyon ve fonolojik güçlükler her zaman birbirinden kesin sınırlarla ayrılamaz. Aynı çocukta her iki tür konuşma sesi güçlüğü birlikte görülebilir. Çocukluk çağı konuşma apraksisi ile farkları da ayırıcı değerlendirme kapsamında ele alınır.
Ses üretimi ile seslerin kelimelerde kullanılması arasındaki ayrım, Artikülasyon Bozukluğu ile Fonolojik Bozukluk Arasındaki Fark Nedir? yazısında örneklerle açıklanmaktadır.
Konuşma Seslerinin Gelişimi ve Anlaşılırlık
Konuşma seslerinin gelişimi zaman içinde gerçekleşir. Çocukların bütün konuşma seslerini aynı anda doğru üretmeleri beklenmez. Bazı sesler daha erken edinilirken bazı seslerin gelişimi daha uzun sürebilir.
Türkçe konuşan çocuklarla yapılan çalışmalar da konuşma seslerinin ediniminin yaşla birlikte ilerlediğini ve farklı sesler ile ses yapılarının aynı zamanda edinilmediğini göstermektedir. Yaşa ilişkin bu bilgiler konuşma gelişimini anlamada yardımcı olmakla birlikte, tek başına bir çocukta konuşma sesi bozukluğu bulunduğunu belirlemek için yeterli değildir.
Yaş bilgilerinin nasıl yorumlandığı ve seslerin tutarlı kullanımı, Türkçede Konuşma Sesleri Nasıl Gelişir? yazısında ele alınmaktadır.
Bir çocuğun konuşması değerlendirilirken hangi sesleri üretebildiğinin yanında yaptığı hataların türü, bu hataların ne kadar sık görüldüğü ve konuşmasının anlaşılabilirliğini ne ölçüde etkilediği de dikkate alınır.
Konuşma anlaşılırlığı, dinleyicinin çocuğun söylediğini ne ölçüde anlayabildiğini ifade eder. Çocuğu yakından tanıyan aile üyeleri, sık kullandığı kelimeleri ve konuştuğu bağlamı bildikleri için konuşmasını daha az tanıyan kişilerden daha kolay anlayabilir. Bu nedenle çocuğun farklı kişiler tarafından ne ölçüde anlaşılabildiği de önemlidir.
Hangi Durumlarda Değerlendirme Düşünülebilir?
Çocuğun bazı konuşma seslerini henüz doğru üretememesi her zaman bir konuşma sesi bozukluğu olduğu anlamına gelmez. Bununla birlikte bazı durumlarda konuşma sesi gelişiminin daha ayrıntılı değerlendirilmesi yararlı olabilir.
Çocuğun konuşmasının yaşına göre belirgin biçimde zor anlaşılması, özellikle onu daha az tanıyan kişilerin söylediklerini sık sık anlamakta güçlük yaşaması değerlendirme nedenlerinden biri olabilir.
Çok sayıda konuşma sesinin etkilenmesi veya çocuğun farklı kelimelerde benzer ses değişikliklerini sistematik biçimde yapması da dikkate alınır. Örneğin belirli özellikteki sesleri düzenli olarak başka seslerle değiştirmesi, kelimelerde bazı sesleri veya heceleri atlaması gibi örüntüler çocuğun genel fonolojik sistemi içinde değerlendirilir.
Bir konuşma sesinin uzun süre boyunca hatalı üretilmesi veya sesin alışılmış gelişimsel hatalardan farklı bir biçimde üretilmesi de değerlendirme gerektirebilir. Burada yalnızca çocuğun kronolojik yaşı değil, hatanın türü ve konuşmanın bütünü içindeki yeri önemlidir.
Küçük yaşta değerlendirme ve terapi kararı, Çocuğumun Konuşması Anlaşılmıyor: Terapi İçin Erken mi? yazısında ele alınmaktadır.
İlkokul başlangıcını bekleme ve yalnızca r sesindeki güçlüğün izlenmesi konusu, Çocuğumun Konuşması Anlaşılmıyor: Kendiliğinden Düzelir mi? yazısında açıklanmaktadır.
Aynı kelimenin farklı zamanlarda belirgin biçimde farklı söylenmesi gibi tutarsız üretimler varsa bu özellik de değerlendirmede dikkate alınır. Tutarsızlık tek başına belirli bir tanıyı göstermez; ancak konuşma üretiminin daha ayrıntılı incelenmesini gerektirebilir.
Konuşma güçlüğünün çocuğun günlük iletişimini etkilemesi de önemlidir. Çocuğun sık sık kendisini tekrar etmek zorunda kalması, anlaşılmadığında iletişimden vazgeçmesi veya konuşma biçimi nedeniyle iletişim kurmakta zorlanması değerlendirme kararında göz önünde bulundurulur.
Daha önce doğru ürettiği konuşma seslerinde veya genel konuşma becerilerinde belirgin bir gerileme fark edilmesi yalnızca gelişimsel bir konuşma sesi hatası olarak değerlendirilmemelidir. Böyle bir değişiklik olduğunda çocuğun genel gelişimi ve sağlık durumu da dikkate alınarak uygun sağlık değerlendirmesine başvurulması gerekir.
Bu belirtiler tek başına tanı koymak için yeterli değildir; bireysel değerlendirme gerekir.
Değerlendirme ve Terapi Hedefleri
Çocuğun konuşma sesi değerlendirmesi sırasında amaç yalnızca çocuğun “hangi sesleri söyleyemediğini” belirlemek değildir. Çocuğun konuşma seslerini nasıl kullandığı, yaptığı hataların belirli bir örüntü gösterip göstermediği ve bu özelliklerin konuşmasının anlaşılabilirliğini nasıl etkilediği birlikte incelenir.
Değerlendirmede tek kelimelerden ve doğal konuşmadan örnekler alınabilir. Seslerin kelimenin farklı konumlarındaki üretimi, ses atlama, değiştirme veya farklı üretme gibi hata türleri, fonolojik örüntüler ve hataların tutarlılığı incelenebilir. Gerektiğinde standardize değerlendirme araçlarından da yararlanılır.
Ağız ve yüz yapılarının konuşma açısından işlevi de değerlendirme kapsamında ele alınabilir. Dil, dudak, çene ve damak yapıları ile hareketleri gözlemlenir. İşitmeyle ilgili bir şüphe bulunması durumunda işitme değerlendirmesi için ilgili uzmana yönlendirme yapılabilir.
Çocuğun bir sesi model verildiğinde doğru üretip üretemediği de değerlendirilebilir. Bu bilgi, çocuğun konuşma sesi sisteminin anlaşılmasına ve terapi hedeflerinin belirlenmesine yardımcı olabilir.
Değerlendirme sonucunda terapi gereksinimi belirlenmesi durumunda hedefler çocuğun hata özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre oluşturulur. Yalnızca bir veya birkaç sesin üretiminde güçlük yaşayan bir çocukla, çok sayıda sesi etkileyen sistematik fonolojik örüntüler gösteren bir çocuğun terapi hedefleri aynı olmayabilir.
Artikülasyon çalışmalarında hedef sesin doğru üretiminin oluşturulması ve bu üretimin hece, kelime, cümle ve doğal konuşma gibi giderek daha karmaşık düzeylere aktarılması üzerinde çalışılabilir.
Fonolojik terapide ise yalnızca tek bir sesin doğru söylenmesine değil, çocuğun konuşma sistemindeki daha geniş hata örüntülerine odaklanılabilir. Hangi seslerin veya örüntülerin öncelikli olarak ele alınacağı; çocuğun yaşı, hata özellikleri, konuşma anlaşılırlığı ve hedeflerin günlük iletişim üzerindeki etkisi dikkate alınarak belirlenir.
Terapi sürecinde edinilen becerilerin yalnızca yapılandırılmış etkinliklerde değil, günlük konuşmada da kullanılabilmesi hedeflenir. İlerleme takip edilir ve gerektiğinde terapi hedefleri çocuğun güncel performansına göre yeniden düzenlenir.
Aile Günlük Yaşamda Nasıl Destek Olabilir?
Aile, çocuğun konuşmasını desteklerken her hatayı düzeltmek veya çocuğa sürekli doğru söylemesini hatırlatmak zorunda değildir. Öncelikle çocuğun ne söylediğine ve iletişim kurma isteğine karşılık vermek önemlidir.
Çocuk bir kelimeyi hatalı söylediğinde yetişkin konuşmayı kesmeden kelimenin doğru biçimini kendi yanıtı içinde kullanabilir. Çocuktan her seferinde kelimeyi tekrar etmesini istemek gerekli değildir.
Terapi sürecinde belirli bir konuşma sesi veya fonolojik örüntü üzerinde çalışılıyorsa, terapist tarafından önerilen kısa çalışmalar günlük rutinlere dahil edilebilir. Bu çalışmaların hedefi ve nasıl uygulanacağı çocuğun terapi planına göre belirlenmelidir; her çocuk için aynı egzersizlerin kullanılması uygun değildir.
Konuşma sesi çalışmalarında tekrar bazı hedeflerin öğrenilmesine yardımcı olabilir. Ancak tekrarların hangi sesle, hangi kelimelerde ve hangi düzeyde yapılacağı çocuğun mevcut becerisine göre planlanmalıdır.
Kitap okuma, oyun oynama veya günlük rutinler sırasında hedef sesi içeren kelimeler doğal biçimde kullanılabilir. Amaç her karşılaşılan kelimeyi bir alıştırmaya dönüştürmek değil, çocuğa doğru konuşma modellerini doğal iletişim içinde sunmaktır.
Çocuğun söylediği anlaşılmadığında, anlaşılan bölüm belirtilerek kalan kısmı açıklaması desteklenebilir. Gerektiğinde göstermesi veya jest kullanması da iletişimi kolaylaştırabilir.
Konuşma güçlüğünün çocuğun iletişim kurma isteğini azaltmaması önemlidir. Aile içinde konuşmanın yalnızca seslerin ne kadar doğru üretildiğine göre değerlendirilmediği; çocuğun düşüncelerinin, sorularının ve anlattıklarının da önemsendiği bir iletişim ortamı oluşturulması destekleyicidir.
Evde yapılacak çalışmalar, değerlendirme sonucunda belirlenen hedeflerle uyumlu olmalıdır. Çocuğun ihtiyacına uygun olmayan genel ağız-dil egzersizleri veya internetten bulunan konuşma egzersizleri, bireysel değerlendirmeye dayalı çalışmaların yerine kullanılmamalıdır.
Kaynaklar
Topbaş, S. (1997). Phonological acquisition of Turkish children: Implications for phonological disorders. International Journal of Language & Communication Disorders, 32(4), 377–396.
Topbaş, S. (2006). Türkçe Sesletim-Sesbilgisi Testi: Geçerlik-Güvenirlik ve Standardizasyon Çalışması. Türk Psikoloji Dergisi, 21(58), 39–56.
Topbaş, S., & Yavaş, M. (2006). Phonological Acquisition and Disorders in Turkish. In Z. Hua & B. Dodd (Eds.), Phonological Development and Disorders in Children: A Multilingual Perspective (pp. 233–262). Multilingual Matters.
American Speech-Language-Hearing Association (ASHA). Speech Sound Disorders: Articulation and Phonology. ASHA Practice Portal.
Bilgilendirme Notu
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Burada yer alan açıklamalar herhangi bir çocuk için tanı, bireysel değerlendirme veya terapi önerisi niteliğinde değildir. Çocukların konuşma sesi gelişimi bireysel özelliklere ve dilsel çevreye göre farklılık gösterebilir.